"...bu kadar yıldız varolmasına rağmen,kainat hala karanlık. insan yaratıldığından bu yana da bu yıldızlar kadar , belki daha da çok söz söylendi. ama sözün ışığı hakikatin karanlığını aydınlatmaya yetmeyecek çünkü hakikat söze dökülmez. " (1)
(1) : hüseyin albayrak - sükut-u harf-dharma yay.2007
yer-leşme, yersizlik sokak,mahalle,semt,şehir ve oralardaki yakın-uzak insanlar.absürd röportajlar,hızlı oluşan fotoğraf sergileri vs vs
4.05.2009
sylvia plath
"...sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkanıp kalmış biri için, dünyanın kendisi kötü bir düş gibidir..."
3.05.2009
karakukule kurabiyesi nasıl yapılır



b- "evveeeet.hoşgeldiiin"
o- "hoşbulduuuk"
b-"kurabiye röportajı yapıcaz az önce de söylediğim gibi"
o- "eveeet hoşbulduuk"
b- "neden kurabiye yapmak istiyorsun gece gece?"
o- "ben korkulu rüya kara şeytan....( belli ki pek normal bir insanla karşı karşıya değilim...biraz korkmaya başladım.transilvanya da Drakulanın şatosundayım sanki...:( )çocukların dişleri beyaz değil,sapsarı olsun diye....bütün çocukların dişleri SARIIII olsun diye haykırıyorum ( sağlıkla değil de görüntüyle daha alakalı olan şeytan..)
b- "çocuklara yönelik bir anti hareket yani bu,öyle mi?
0- "evet anarşist bi hareket.
b- "hah! kurabiye anarşi hareketi mi yani??"
0- "evet.birgün herkesin dişlerini sarı yapma eğilimindeyim.insanlar bişeylerin farkına varıcak ve devrim olucak"
b- "peki osmanlının macuncuları,başarılamaış bir devrimi mi simgeliyo senin için?
0- "...."
b- "peki repertuarında kaç kurabiye var?
0- "şimdilik bir"
b- "peki bu kurabiyenin ismi ne?"
0- "karakukula"
b- "anlatabilir misin bize?"
0- "bir paket margarin sonra yağ alıyoruz sonra da alabildiğince un koyuyoruz..
b- "kulak memesi kıvamı mı"
0- "evet.."
sonra yumurta koyuyoruz,tarçın ekliyoruz bir tatlı kaşığı
b- "yumurtanın sarısı akı,siyahı pembesi ayrılıyo mu"
o- "hayır..hepsini karıştırıyoruz,bulaşık yıkadığınız leğene alıyosunuz,hepsini karıştırıyosunuz.sonra da 170 derece ısıtılmış fırına atıyoruz ama önce küçük toplar haline getiriyoruz karakukule kurabiyelerimizi. onlar pişerken hazırladığımız kakao ve pudra şekeri karışımını ,kurabiyeler fırından çoktıktan sonra sıcak kurabiyelere buluyoruz.....sonra oluyo.."
b- "pekiiii,neden kurabiye...(!) neden poğaça değil de kurabiye???"
0- "büyük bir tarihi varmış bunun"
b- (kurabiye sanatçısı kurabiyenin tarihçesini anlatırken ben orada fındık fıstık ceviz görüp yemeye kalkıyorum)
"ben şunlardan yiyebilir miyim?"
0- "yiyebilirsin...bu şekildeymiş tarihi"
b- "ben dinlemedim ama nasıl olsa alet kaydediyo hahaha"
ben çerezleri yerken,karakukula kurabiyesinin sezar'a dek uzanan tarihini dinleyemedim tabi.
kurabiye sanatçısı umut çağlayan'la yaptığım röportajın kayıt dışı konuşmalarını dinlemek için ses kaydını dinleyin.
ÇOK YAKINDA.....
isimsiz sokaklar
1456 sokak, 1457 numaralı sokağın yanında değil...Aranan sokak ha bulundu ha bulunacakmış gibi bir hisle,ama aynı zamanda asla yanından bile geçemeyeceğini hissettiren bir gerginlik arasında ,geçtiğin her sokağın tabelasını deli gibi arayarak sarsak sarsak ilerliyorsun.Cind Sherman'ın İsimsiz Film Kareleri gibi....Bizim de sokaklarımız isimsiz...Sokakların kimlikleri reddedilmiş sanki ama apartmanlar idealist isimleriyle varlar sokaklarda. Mesela benim olduğum apartman: Özkanlar Apartmanı...
Öz kan...Öz yani gerçek.Gerçek bile değil, hakiki....:)
Hiç Gayrimeşru Apartmanı var mı? Yoktur tabi.Yüceltilmiş isimler gerekli piyasaya kendimizi gösterirken...Aklıma Elif Şafak'ın Bit Palas'ı geliyor...Oradaki her katı
farklı olan apartmanın ismi Bonbon Apartmanı mı, Palas mı, neydi. Hiç yüce değil....Tatlı...Deli tatlılığındaHer sokağa da isim koymak zor tabi.Önemsiz sokaklar numaralı,önemlilerinin isimleri var sadece.Hep politikada önemli isimler,hep bilmem hangi savaşta bi takım başarılar kazanmış büyüüük generaller,meydansa,hep Atatürk meydanı,Cumhuriyet bulvarı...Militarizmin her ayrıntıda kalbimize işlenmesi...Aklımıza,sonra da zihnimize, zihniyetimize kazınması...
Ben,numaralanmış sokakları çok seviyorum,daha çok seviyorum...İsim,hiç yaşanmadan
sokağa önyargılı bir imaj katıyor, yapmacık,sokağın kabul etmediği..Ama numaralı olursa,sokağın ruhu daha özgür kalıyor sanki...İsimsiz, neyse o...O rakam,sokağın ruhunu alıyor.1457 numarası,benim için hiçbir numaraya benzemeyecek ,bu rakamın ruhu başka çünkü bu sokağın ruhu başka.....
kurabiyeci röportajı
Alsancak Unlu Mamulleri'ni İstanbul'dan gelen dostum tanıttı bana.Kıştı,İzmir'e gelmişti.Dışarı çıktı birkaç saat sonra elinde küçük bir kesekağıdıyla geldi hımmm hımmmm yaparak. İçinde kurabiye vardı ve hayatımda yediğim en iyi kurabiyelerdendi. Dünyayı karış karış gezip kurabiyeler tatmadım ,gurmelikler yapmadım ama bu kurabiyeler bizi bir hafta boyunca kurabiye canavarına çevirdi.Ben de bu röportajı,kurabiye canavarı olayından nerdeyse 1 yıl sonra yaptım.
ben- "hmmm,(bu arada kurabiyeleri kesiyorum) sizin isminiz ne?
o - "Necdet Aydemir"
ben- "Dükkanınız çok güzel,İstanbul'dan da fanatikleriniz var, harika kurabiyeleriniz var
onu söyliyeyim önce
Kaç yıldır var bu dükkan?"
0 - "25 senelik dükkan burası"
ben-"Hep siz mi işlettiniz?"
0 - "Ben,,, 2 senedir burdaayım"
ben-Kendi kendime gülerek, "peki kurabiye severlere bir mesaj verin"
0 - "Buyursun gelsinler"
ben- "peki teşekkürler"
0 - "Güle gülee, yine bekleriz"

Kurabiye yapıp satmak, uzmanlığını bu yönde geliştirmek,ne bileyim,demir doğramacı değil de bir kurabiye dükkanı sahibi olmak çok ilginç bence.
İnsan ne satarsa yüzü ona döner. Necdet'in de yüzü kurabiyeye dönmüş sanki.Sabah sabah gevrek,al al yanaklı...
Kurabiye tarihini de araştırıcam bundan sonra.
İşe Kurabiye Canavarı ile başlayabilirim...
Kurabiye tarifleri de cabası...




..................................... :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
