kafesler ve cam bölmelerde evcil hayvan satan petshopları felaket şekilde kınıyorum. önerim, kendilerinin de en az 1 ay aynı şekilde yaşama cezasına çarptırılmaları.
bazı dükkanların önünden geçiyorum ve cam bölmelerinde yavru kedileri ve köpekleri izliyorum. öyle masum öyle tatlı ve bezmiş görünüyorlar ki, küçücük bebek gözlerinin feri sönmüş. kendilerine ayrılmış bölmelerde ikişer üçer, bazen de yalnız başlarına duruyorlar. koşamıyorlar, istedikleri bir yeri beğenip orada şekerleme yapamıyorlar. bu inafsızlığa inanamıyorum. onları sevmek te yasak. hiç dokunulmuyorlar. satılana kadar böyle manyakça bir işkence ile yaşıyorlar. ya satılmzlarsa ? bazısının uyutulduğunu duydum.
bu hayvanları görünce, petshop sahibini o küçücük bölmelere kapatmak geliyor içimden.
yer-leşme, yersizlik sokak,mahalle,semt,şehir ve oralardaki yakın-uzak insanlar.absürd röportajlar,hızlı oluşan fotoğraf sergileri vs vs
öneri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öneri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29.08.2010
29.05.2009
hükümete önemli bi öneri
memlekette çalışma hayatı hiç durmasın.günde 3 vardiya çalışılsın,
08.00 - 16.00 ...........1.vardiya
16.00 - 24.00 ...........2.vardiya
24.00 - 08.00 ...........3.vardiya
böylece işsizlik hatırı sayılır miktarda azalıcak ve 7/24 durmayan çalışma hayatı süper bi kazanç getiricek. hem iş saatlerini kaçıran,gündüz değil gece yaşayan insanlar da resmi işlerini halledebilecekler.ben bir keresinde okul harcımı bile yatırmadım güne başlayamadım diye...bu tür insanlar sorumsuzdurlar, her işlerini son ana bırakırlar,sanırım bu şekilde iş yapmak daha adrenalinli ve eğlenceli. çünkü yaşamın tek bir kalıp olan mantıksızlığına inanamıyorum..aklım almıyor ,sahiden nasıl bu derece tek tip yaşayabiliyoruz....yaşayabiliniyor?? nasıl yaşıyorsunuz ???
beni kandıramazsınız..ben sabahları şehri öylesine,amaçsızca,sadece canım istediği için gezerken, otobüslerde giden sıkılmış suratlarınızda haketmeyerek sahip olduğunuz gözlerinizdeki boşluğu görebiliyorum.....
o gözlerle nereye ve ne şekilde bakıyorsunuz ? ne kadar da körsünüz...
24 saat olan günü sınırlamayalım..daha kısa sürelerde ve daha sık çalışalım...
çalışırken mutsuzluğumuzun sebebi özel hayatımıza zaman kalmaması değil mi ? yoksa insani ölçülerde olan bir iş,neden mutsuz etsin ki insanı..para kazanmak ne kadar güzel...ama onu harcayacak zaman kalmayınca zengin kölelere dönen insan, insan olmaktan vazgeçmeye başlıyor.
üretmeye yönelik yaşasak,belki günde 4 saat çalışsak...
hiç durmayan devlet daireleri düşünüyorum...gece 3 olmuş uyuyamıyorum, kalkıp adliyeye gideyim, sicil kaydımı alayım, oradan dişçiye gidip dolgumu yaptırayım, sonra saat 5 olmuş mesela, ben de 8-12 vardiyasında çalışıyorum, uykum gelmişse 2 saat uyuyayım, randımanlı bi şekilde çalıştığım işime gideyim...kütüphanede çalışayım mesela...Konak'taki milli kütüphanenin vitray tavanının altında 4 saat kitaplara köle olayım...Borges gibi kör olmayayım ama 800 milyon maaş yeter.değişecek 6 vardiyaya nasıl mı maaş ödenicek...e hiç durmadan çalışan bir kurum amma da çok kazanır...çalışma koşulları ve süreleri ve ücretlendirilmeler,iş yerinin durumuna göre ayarlanır...
sağlık ocaklarında örgü ören hemşireler biliyorum...orası evinden daha eğlenceli sadece beyaz giymek zorunda olduğu bir başka ev...
herşey toptan değişmeli ve gelir dağılımlarının arasındaki uçurum da yok edilmeli.milletvekili dediğin götler neden o kadar para alıyor ki?
cumhurbaşkanı falan ne öyle yaa,7 sülalesine yeticek parayı napıyo bu insanlar.zaten devletin imkanları onlara hiç para harcatmazken bir de o şaşkınlık yaratan maaşlar?
yönetici dediğin bizim için düzeni sağlayan ve işleri yoluna koymaya çalışan bi insan aslında
insan algısı iktidar anlayışına göre şekilleniyor.insanlar, "önemliler" ve "fasulyeden olanlar" olarak ikiye ayrılıyor...
yönetici de vardiyayla çalışsın, o da kendini harab etmesin ...ne iktidar hırsı kardeşim bu...hasta ruhlu olmayan bi insan,yaşamına yeticek kadar para kazanıp gülümseyerek hayatta kalmayı seçer ama onların çocuklukları bizimkilerden daha trajik geçmiş mutlaka....çünkü öyle bir nefretle dolular ki, normal kafalar değiller...tecavüze mi uğradın,noldun da "ülkenin başına geçince ben size göstericem dünyanın kaç bucak olduğunu" der gibi davranıyosun.."ananı da al git" leyip gıdaklamalar nedir ki?? sorarım
ya da ölümcül kararlar,kanlı eylemler, hiçbirşey güzellik olsun diye değil...
şimdi ben, belki onlar düşünememiştir diye bir öneri getiriyorum:hiç durmadan çalışan ve yaşamaya vakti olan mutlu bir topluluk görmek istiyorum..eğer hükümet benim bu muhteşem fikrimi projelendirmeme izin verirse bana da yüksek danışmanlık görevi verebilirler. :)
08.00 - 16.00 ...........1.vardiya
16.00 - 24.00 ...........2.vardiya
24.00 - 08.00 ...........3.vardiya
böylece işsizlik hatırı sayılır miktarda azalıcak ve 7/24 durmayan çalışma hayatı süper bi kazanç getiricek. hem iş saatlerini kaçıran,gündüz değil gece yaşayan insanlar da resmi işlerini halledebilecekler.ben bir keresinde okul harcımı bile yatırmadım güne başlayamadım diye...bu tür insanlar sorumsuzdurlar, her işlerini son ana bırakırlar,sanırım bu şekilde iş yapmak daha adrenalinli ve eğlenceli. çünkü yaşamın tek bir kalıp olan mantıksızlığına inanamıyorum..aklım almıyor ,sahiden nasıl bu derece tek tip yaşayabiliyoruz....yaşayabiliniyor?? nasıl yaşıyorsunuz ???
beni kandıramazsınız..ben sabahları şehri öylesine,amaçsızca,sadece canım istediği için gezerken, otobüslerde giden sıkılmış suratlarınızda haketmeyerek sahip olduğunuz gözlerinizdeki boşluğu görebiliyorum.....
o gözlerle nereye ve ne şekilde bakıyorsunuz ? ne kadar da körsünüz...
24 saat olan günü sınırlamayalım..daha kısa sürelerde ve daha sık çalışalım...
çalışırken mutsuzluğumuzun sebebi özel hayatımıza zaman kalmaması değil mi ? yoksa insani ölçülerde olan bir iş,neden mutsuz etsin ki insanı..para kazanmak ne kadar güzel...ama onu harcayacak zaman kalmayınca zengin kölelere dönen insan, insan olmaktan vazgeçmeye başlıyor.
üretmeye yönelik yaşasak,belki günde 4 saat çalışsak...
hiç durmayan devlet daireleri düşünüyorum...gece 3 olmuş uyuyamıyorum, kalkıp adliyeye gideyim, sicil kaydımı alayım, oradan dişçiye gidip dolgumu yaptırayım, sonra saat 5 olmuş mesela, ben de 8-12 vardiyasında çalışıyorum, uykum gelmişse 2 saat uyuyayım, randımanlı bi şekilde çalıştığım işime gideyim...kütüphanede çalışayım mesela...Konak'taki milli kütüphanenin vitray tavanının altında 4 saat kitaplara köle olayım...Borges gibi kör olmayayım ama 800 milyon maaş yeter.değişecek 6 vardiyaya nasıl mı maaş ödenicek...e hiç durmadan çalışan bir kurum amma da çok kazanır...çalışma koşulları ve süreleri ve ücretlendirilmeler,iş yerinin durumuna göre ayarlanır...
sağlık ocaklarında örgü ören hemşireler biliyorum...orası evinden daha eğlenceli sadece beyaz giymek zorunda olduğu bir başka ev...
herşey toptan değişmeli ve gelir dağılımlarının arasındaki uçurum da yok edilmeli.milletvekili dediğin götler neden o kadar para alıyor ki?
cumhurbaşkanı falan ne öyle yaa,7 sülalesine yeticek parayı napıyo bu insanlar.zaten devletin imkanları onlara hiç para harcatmazken bir de o şaşkınlık yaratan maaşlar?
yönetici dediğin bizim için düzeni sağlayan ve işleri yoluna koymaya çalışan bi insan aslında
insan algısı iktidar anlayışına göre şekilleniyor.insanlar, "önemliler" ve "fasulyeden olanlar" olarak ikiye ayrılıyor...
yönetici de vardiyayla çalışsın, o da kendini harab etmesin ...ne iktidar hırsı kardeşim bu...hasta ruhlu olmayan bi insan,yaşamına yeticek kadar para kazanıp gülümseyerek hayatta kalmayı seçer ama onların çocuklukları bizimkilerden daha trajik geçmiş mutlaka....çünkü öyle bir nefretle dolular ki, normal kafalar değiller...tecavüze mi uğradın,noldun da "ülkenin başına geçince ben size göstericem dünyanın kaç bucak olduğunu" der gibi davranıyosun.."ananı da al git" leyip gıdaklamalar nedir ki?? sorarım
ya da ölümcül kararlar,kanlı eylemler, hiçbirşey güzellik olsun diye değil...
şimdi ben, belki onlar düşünememiştir diye bir öneri getiriyorum:hiç durmadan çalışan ve yaşamaya vakti olan mutlu bir topluluk görmek istiyorum..eğer hükümet benim bu muhteşem fikrimi projelendirmeme izin verirse bana da yüksek danışmanlık görevi verebilirler. :)
4.05.2009
primitif yaşam algısı....hiç değilse 15dakikalığına
her gün,sadece 15 dakika bütün fişleri prizden çekelim...milyonlarca insan bunu yaparsa ne kadar çok tasarruf yapılmış olur....şu kadar kw. saatten şu kadar dakikayla ayda şu kadar tasarruf,yılda şu kadar tasarruf......falan demek, rakamlarla konuşmak isterdim ama rakamlara da gerek yok aslında...
avustralya yerlileri miydi yoksa bir afrika kabilesi miydi, unuttum ama, primitif bir yaşam...
rakam algıları, 1, 2, 3 ve çok.....
birşey 3'ten çoksa miktar olarak, ne kadar çok olduğu önemli değil..... ÇOK İŞTE, ÇOK.!!!!!!
ve rakamsal olarak ne kadar tasarruf yapacağımız değil, çok tasarruf yapacağımız daha önemli...
hiç değilse 15 dakika elektriksiz .....
avustralya yerlileri miydi yoksa bir afrika kabilesi miydi, unuttum ama, primitif bir yaşam...
rakam algıları, 1, 2, 3 ve çok.....
birşey 3'ten çoksa miktar olarak, ne kadar çok olduğu önemli değil..... ÇOK İŞTE, ÇOK.!!!!!!
ve rakamsal olarak ne kadar tasarruf yapacağımız değil, çok tasarruf yapacağımız daha önemli...
hiç değilse 15 dakika elektriksiz .....
dişe diş kana kan
hayvanlara ve bitkilere kötü muamele gösteren insanlara aynısını uygulayalım....
tam olarak ne yaptıysa ve tam olarak nasıl yaptıysa
fotoğraflar,beş yıllık bir süre içinde çektiğim ölü hayvan fotoğraflarıdır.zehirlenme,ezilme,dayakölüm sebepleridir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)